Farklı bir iflas

Bir süredir izlediğimiz General Motors’un hikayesi yavaş yavaş finale geliyor. Geçtiğimiz ay ABD başkanı Obama’nın müdahelesinin arkasından görevinden ayrılan başkan Rick Wagoner’in yerine GM’in ürün geliştirmeden sorumlu başkan yardımcısı Fritz Henderson geldi. Henderson, eski başkan Wagoner’e göre daha temkinli ve daha gerçekçi görünüyor: GM’in yeni başkanı artık “iflas“ sözcüğünü, önüne ‘planlı ve kontrollü’ sıfatlarını takarak da olsa, kullanır oldu…

GM’in olası iflasının Amerika için ne anlama geleceğini bizim hayal etmemiz zor çünkü Türk yerel ekonomisinin bu kadar büyük bir kısmını oluşturan ve uluslararası anlamda da öylesine bir yayılmış bir markamız yok. Ama mutlaka bir benzetme yapmaya istersek ismi ülkemizle özdeşleşmiş Koç veya Sabancı Holding’lerden birinin batması durumunu hayal edebiliriz. Geçtiğimiz yıla kadar dünyanın en büyük otomobil üreticisi olan bu dünya devinin evsahibi ülkesi (Amerika) üzerindeki etkisi, bizim açımızdan ancak üretim ve satış kanalları ile tüm Türkiye’ye yayılmış, hayatımızda önemli birçok markaya sahip olan ve hemen her alanda mal ve hizmet üreten iki dev holdingimizin hayatımızdaki etkisiyle karşılaştırılabilir. Bizim devlerimizden birinin grup olarak iflası Türkiye için ne ifade ederse, GM’in batması da Amerika için onu ifade ediyor. Onlarca şirketin kapanması, binlerce kişinin işsiz kalması, kapanan şirketlere ürün ve hizmet sağlayan firmaların (tedarikçilerin) zor durumda kalmaları ve daha önemlisi sözkonusu olan bir sanayi şirketi olduğu için kurulmuş olan bayi ağlarının operasyonlarının durması anlamına gelebilecek bir senaryonun yaratacağı zincirleme etki çok büyük.

Ancak yaşamakta olduğumuz bu ilginç dönemde iflas kavramının tanımı değişiyor gibi. GM’in eski başkanının adını bile anmamaya özen gösterdiği, yeni başkanın ise son derece dikkatli bir şekilde kullandığı iflas kavramı, günümüzde (eskiye oranla) oldukça yumuşak bir anlam taşıyor ve bir anda olup biten bir olay yerine uzun bir döneme yayılarak yönetilen bir süreç haline dönüşüyor.

Geleneksel anlamda batan şirketler için akla gelen senaryo şu olurdu: Operasyon tamamen durur, şirket sahipleri ortadan kaybolur (ya da borçları yüzünden hapse girer) şirket varlıklarına haciz gelir, çalışanlar da işsiz kalırdı. Bu durum batmak diye tabir ettiğimiz, yani uzun süreli olarak geliri giderini karşılamayan şirketlerin düştüğü durum olarak değerlendirilir, konunun mağdurları olmakla beraber bir ülkeyi sarsacak etki yaratması beklenmezdi.

Ama ya sözkonusu şirket 250,000 çalışanı olan, sadace Amerika’da 6400, dünyada 15,000’in üzerinde bayisi bulunan, 35 ülkede, 150’yi aşkın noktada üretim yapan, yüzlerce tedarikçi ile yıllardır süren köklü ilişkiler içinde olan, onlarca banka ve finans kurumu ile büyük kredi anlaşmaları bulunan, dünyanın dört bir yanında ürettiği yaklaşık 8 milyon araç ile dünyanın ikinci büyük otomobil üreticisi olan ve yıllık cirosu 150 milyar dolar olan bir şirket olursa ne olacak? GM’in batması durumunda kontrat sahibi bayileri, tedarikçileri, çalışanları ve alacaklıları kimden, neyi ve nasıl talep edecekler? Bayiler kapanacak mı? Araç üretim tesisleri ne olacak? Bugüne kadar satılan ürünlerin yedek parçasını kim sağlayacak? Servisini kim verecek? Şirket emeklilerinin sosyal hakları ne olacak? Çalışanına karşı sorumluluklarını yerine getiremeyen şirkete devlet hesap soracak sormasına, ama artık iflas etmiş bir şirket olarak hangi yönetici ne kadar sorumlu olacak? Tamamen halka açık bir kurum olan GM’deki hangi yetkili ya da yetkililer, nereye kadar sorumlu tutulabilecekler?

Bu konuda potansiyel olarak sonsuz sayıda soru üretilebilir.

İflasın yeni tanımı: Sahip değiştirme

Dünyanın belki de ilk global sanayi iflas olayı sayılabilecek GM örneği eğer gerçekleşirse tüm gelişmiş endüstriler için çok ilginç bir tecrübe olacak; çünkü yukarıdaki soruların cevaplarını kimse bilmiyor.

Aslında GM bir anlamda bu yüzden batmıyor, batamıyor. Batması durumunda yaşanacakları kimse göze alamıyor.

Geçen yılın son çeyreğinde batan Lehman Brothers isimli finans devinin iflasını örnek göstererek bu sürecin kontrollü yönetilebileceğini iddia edenler yanılıyorlar. İki şirket şirket ciroları ve pazar büyüklükleri açısından benzer görünseler de Lehman Brothers, global bir üretici/dağıtıcı olmadığı için yarattığı ekonomik zincir açısından GM ile karşılaştırılamaz. GM’in batması arkasında çözülmesi yıllar alacak sorunlar anlamına gelebilir.

Ancak finansal olarak sürekli zarar eden bir yapı sürekli olarak finanse edilemeyeceği için ve zarar durumu şirket varlıklarını tamamen tüketti noktada iflas durumu kaçınılmaz olursa, muhtemelen bir paradigma değişikliği yaşayabiliriz: Bu ölçekte şirketler için ‘iflas’ ve ‘batma’ kavramları birbirinden ayrılabilir. Batmak olarak tabir edilen durum ortadan tamamen kaybolmak, GM gibi bir örnekte olduğu gibi batamayacak kadar büyük olan şirketler için iflas etmek ise şirketin parçalara ayrılarak sahip değiştirmesi olarak karşımıza çıkabilir.

GM olayında bu durum muhtemelen yakın vadede para kazanma olasılığı görülen markaların kurtarılmak üzere bir kenara ayrılması, diğerlerinin ise kapatılarak ortadan kaldırılması (ya da küçük parçalar halinde satılması) anlamına gelecektir. Bu duruma örnek olarak GM’in Hummer markası verilebilir; GM yetkililerine göre Hummer markası ve üretim tesislerini devralmak için ilgilenen birden fazla yatırımcı var.

Muhtemelen şu anda şirketi ikiye bölmek senaryosu üzerinde çalışılıyor: İyi GM ve kötü GM. Kötü GM ortadan kalkacak markalar olacak, iyi GM ise yaşatılması için bölünerek yeni sahip bulunacak markalar.

GM başkanı Fritz Henderson hala asıl amaçlarının küçülme önlemleri sayesinde düzlüğe çıkmak olduğunu söylese de, sık sık ”hızlı, planlı ve kontrollü“ bir iflas olasılığını gözardı etmemek gerektiğini de belirtmesi artık bu yola girildiğinin bir göstergesi. Henderson, kamuoyunu psikolojik olarak bu ihtimale karşı hazırlamaya çalışıyor.

GM Avrupa: Opel ve Vauxhall

Türkiye açısından GM markası Opel markası anlamına geliyor. Avrupa’da sadece İngiltere’de Vauxhall adıyla üretim yapan GM’in Avrupa operasyonu, 1990’lı yıllarda kısa bir süre İzmir Torbalı’daki küçük montaj fabrikasında da üretim yapmış, sonraki yıllarda üreticiler için sağlanan devlet teşviğinin kesilmesiyle burada üretime son vermiş ve ithalatçı marka olarak varlığını sürdürmüştü.

GM başkanı Henderson Nisan ayı ortasında yaptığı açıklamada Opel ve Vaxhall markalarının satılmasıyla ilgili olarak altı değişik yatırımcı ile görüşüldüğünü açıkladı. Opel markasının sadece markaya 500 milyon Euro nakit yatırım sağlanması şartıyla hiç bir bedel talep etmeden (yani bedavaya) satılması konusunda istekli olduğunu belirten GM yetkilileri en azından Avrupa operasyonunun devamını sağlamaya ve kendi üzerindeki baskıyı azaltmaya çalışıyor. Geçtiğimiz ay GM, Opel’i kurtarmak için Alman devletinden 3.3 milyar hükümet desteği talep etmiş ancak reddedilmişti – Alman hükümeti bu tür kurtarmalara sıcak bakmıyor. Diğer taraftan bu parayı yardım olarak veremese de belli bir miktarını kredi olarak verebileceğini açıklayan Alman Hükümeti bu hareketiyle Opel’e yatırım yapmak isteyebilecek kurumlara yeşil ışık yakmış oldu.

Çin ya da Hintli Opel olur mu?

Amerika’daki durum belirsiz ama GM’in Avrupa markalarına alıcı adaylarının başında Çin ya da Hint otomobil üreticilerinden biri olabilir. Tata, Cherry, SAIC, Geely gibi Çinli üreticiler Avrupa pazarına giriş kapısı arıyorlar ve Opel gibi geniş bir üretim ve dağıtım (bayi) ağı, tam aradıkları fırsat olabilir.

Çin’li Opel fikri kulağa çok yabancı geliyor ama neden olmasın? Jaguar ve Land Rover markaları da artık Hintli grup Tata’nın elinde değil mi? Artık dünyadaki ekonomik düzenin uluslarla doğrudan ilişkisi iyice azaldı. Böyle bir dönemde elinde yatırım yapacak kaynağı bulunan herkes potansiyel bir alıcı olabilir.

Otomotiv sektöründeki değişim öylesine büyük ki yıllardır kanıksadığımız gerçeklerin, doğruların bile yıkılma, en azından sorgulanma zamanı geldi gibi görünüyor. GM konusu nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın yakın geleceğin ders kitaplarına gireceği kesin…

Sevgi ve saygılarımla
Yalçın Arsan

Yazının satış tabloları da içeren word dökümanı versiyonuna ulaşmak için lütfen tıklayın.

Reklamlar

Yayınlayan

Yalçın Arsan

Danışman. Koç. Mentor. Fikir ve yöntem üreticisi. Birey ve kurum geliştiricisi. Değişim tetikleyicisi. Görüş paylaşımcısı. Doğru sorgulayıcısı. Hoşgörü destekçisi. Dünyanın daha iyi bir yer olması için kendine de görev düştüğüne inanan bir idealist. Teknoloji, spor ve müzik düşkünü. "Nasıl yapalım?" sorusunun muhattabı.

Yanıt bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s