Arkası gelecek mi?

Sektörümüz rekor üstüne rekor kırıyor; öyle ki ilk 3 aydan sonra “bu sene 1 milyonu aşarız…” görüşü artık yüksek sesle ifade edilmeye başladı. Peki bu görüş haklı çıkacak mı? Türkiye toplam otomotiv pazarı bu sene yıllardır beklenen eşik olan 1 milyon adede ulaşacak mı?

Türkiye Otomotiv pazarı yılda 1 milyon adet satmaya hazır mı, değil mi? Sorunun kesin bir cevabı yok ama üst üste büyüme yaşanan her 2-3 yıldan sonra aynı tartışmaların yaşandığı ülkemizde gözden kaçan bir unsur var: Türkiyeʼde araç talebi çok hızlı geliyor ama geldiği hızla da gidiyor. Aslında bu sene diğerlerinden farklı görünüyor; Türkiye ekonomik anlamda Avrupaʼya göre biraz daha sağlam temeller üzerinde duruyor gibi görünüyor, genel seçimleri büyük bir sorun yaşamadan atlattı, istikrar (göreceli olarak) yerleşti gibi duruyor vs… Ama işte o “gibi..”ler yok mu? O gibiʼler yıllar boyu başımızı ağrıttı.

Türkiye Otomotiv Pazarı

Bu yıl farklı mı?

Yukarıdaki tablodan görüldüğü gibi bugüne kadar 2011 gibi bir sene yaşamadık. Geçen yıl tüm zamanların en büyük satış rakamına ulaştık diye düşünürken bu senenin ilk altı ayında, geçen seneye göre neredeyse iki misli fazla araç satıldı: Geçen yıl Haziran sonunda 238,812 araç satılmıştı bu sene ise bu rakam 443,4406 adet. Hatta 2011 altı aylık satış toplamı 1996, 2001, 2002 ve 2003 yıllarının tüm yıl toplam satışlarından dahi daha fazla.

Türkiye otomotiv pazarının genel bir istatistiği var: Yılın ilk ayı, toplam satışların ortalama olarak %40ʻının yapıldığı bir dönem olarak biliniyor. Bu hesaba göre yılın ikinci yarısının kalan %60ʼı oluşturacağı varsayımıyla 2011 yılı sonunda yaklaşık 1,100,000 araç satılmış olması gerekir. Matematik ve istatistik bunu söylüyor.

Ama tecrübe ve sağduyu tersini iddia ediyor: Türkiye otomotiv pazarı hızlı çıkışların ardından benzer hızda duraklamalar yaşamaya eğilimli. Ekonomimiz artık eskisi kadar oynak olmasa da bu önemli bir gerçek. Ayrıca döviz kurlarındaki artışın hala fiyatlara tam olarak yansımamış (ama er geç yansıyacak) olması, seçim sonrası genel olarak harcamayı durdurmaya yönelik hükümet politikası gibi faktörler yılın ikinci yarısının aynı hızla devam etmeyeceğinin göstergeleri. Yaygın görüşün tersine, 2011 yılında da otomotiv pazarının 1 milyon adedi geçmeyeceğini düşünüyorum.

 

En çok kim kazandı / kaybetti?

Peki rekor büyüme yaşanan bu altı ayda en çok kim kazandı, kimler kaybetti? Aşağıdaki iki tablo 2011 yılı ilk altı ayında kazanan ve kaybedenleri gösteriyor. Otomotiv gibi karmaşık bir sektörde kazananan ve kaybedenleri değerlendirmek dikkatli bir analiz istiyor. Dolayısıyla kazanma/kaybetme tesbitini iki farklı metrik değerlendirerek yapıyoruz: Satış adedindeki yüzdesel artış ve pazar payındaki puan olarak artış. Hızlı büyüyen bir pazarda artıran ama bu artış pazarın ortalama büyümesinin altında olan bir marka aslında başarılı bir yıl geçirmiş olmayabilir. Ya da satışlarını çok artıran ama pazar payı düşen markalara rastlamak mümkün.

Bu iki tabloyu incelerken dikkate almamız gereken önemli bir nokta satış adetleri ve pazar paylarının toplam pazar bazında hesaplanmış olması. Bu durum sadece binek araç ya da sadece ticari araç satan markaların dezavantajı olarak karşımıza çıkabilir, yani sonuçları incelerken markanın doğasını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Değerlendirme yaparken dikkate alınması gereken bir diğer nokta da yüksek adetli markaların satış artışı oranlarının doğal olarak diğerlerine göre biraz düşük olmasının normal olması; örneğin yılda 154 adet satıştan 849 adede tırmanan Miniʼnin elde ettiği artış yüzdesini, yılda 34,000 adet araç satan Renault markasının elde etmesi pratik olarak imkansız.

Sonuçlar hakkında yapılabilecek çıkarımlar hakkında fikir vermek gerekirse: Satışlarını en çok artıran üç marka: Mini, Alfa Romeo ve MAN olurken toplam pazarda pazar payını puan olarak en çok artıran üç isim ise Renault, Opel ve BMW. Satış artışı tablosunda markaların artışları dışında ayrıca toplam pazarın ortalama artışını görebilir ve markaların artışlarını, pazarın artışı ile karşılaştırabilirsiniz.

Sevgi ve saygılarımla,
Yalçın Arsan

Yazının detaylı tablolarını da içeren pdf versiyonu için lütfen tıklayın.

Reklamlar

Yayınlayan

Yalçın Arsan

Danışman. Koç. Mentor. Fikir ve yöntem üreticisi. Birey ve kurum geliştiricisi. Değişim tetikleyicisi. Görüş paylaşımcısı. Doğru sorgulayıcısı. Hoşgörü destekçisi. Dünyanın daha iyi bir yer olması için kendine de görev düştüğüne inanan bir idealist. Teknoloji, spor ve müzik düşkünü. "Nasıl yapalım?" sorusunun muhattabı.

Yanıt bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s