‘Formula E’ ile Geleceği Yakalar mıyız?

İlk otomobil yarışı izlediğimde yıllardan 1987, ilk yarışıma katıldığımda 1989, bir motorsporu takımı yönetmeye başladığımda 1999, otomotiv ve otomobil sporları hakkında makale yazmaya başladığımda 2002, Türkiye’nin ilk uzun dönemli kurumsal sponsorluk anlaşmasının altına imza attığımda 2007, bu spor daha iyi nasıl yönetilir diye düşünmeye başlayıp Federasyon başkanlığına heves etmeye, bunun için stratejiler üzerinde düşünmeye başladığımda 2011, genç bir Türk motor sporcusunun yurtdışı projesini yönettiğimde 2013 idi. 27 yıldır aktif olarak otomobil sporlarının içindeyim. Spora her noktasından bakıyor, gözlemliyor, fikir ve proje üretiyorum.

Bunca yıl boyunca bu sporda global anlamda bir değişim fırsatı görmedim; ta ki bugüne kadar. Formula E ile bu sporda bir değil, bir çok şey değişebilir.

Değişim zamanla olur derler. Doğrudur, ama onu yaratan kıvılcım bir anda gelir. Çoğunlukla da artık yol tıkandı dediğiniz anda.

Maddenin 3 temel (katı, sıvı, gaz) hali olduğu gibi motor sporlarının da iki temel hali var: Pistte (örn: Formula 1 dünya pist şampiyonaları gibi) ve pist dışında (örneğin Ralli, Off-Road gibi) gerçekleşen yarışlar. Pist yarışları, bu iş için özel tasarlanmış kompakt alanlarda yapıldığı için izlemesi daha kolay ve canlı yayın imkanı var. Ralli ve benzeri disiplinler ise şehir dışlarında ve çoğunlukla erişmesi zor noktalarda gerçekleştiği için izlemesi de canlı yayın yapması da zor.

Pist gibi nispeten küçük bir alanda rahatça izlenen ve kitlesel iletişimi kolay olan spor, bu sayede yüksek profilli markalar, takımların katılımı ile kolayca gelişiyor ve bol reklam imkanı sağlıyor.

Formula 1’in geçtiğimiz 20–30 yıllık dönemde dünyanın en popüler motor spor aktivitesi ünvanını elde etmesini bu önemli faktörlerle ilişkilendirebiliriz: Kolayca ulaşılıp zahmetsizce izlenen, gösterişli, güçlü marka ve karakterlerin olduğu sporlar kitlelerin ilgisini çekiyor.

Yani motor sporunun özellikle de pist disiplinlerinde gelişimi ve ticaretinin büyümesi için her koşul mevcut. Ya da yakın zamana kadar öyle idi…

Ama dünya değişiyor…

Her koşul mevcut olmasına ama diğer taraftan motor sporları (ağırlıklı olarak Formula 1 cephesinde) özellikle son 10 yılda geldiği hali ve genel işleyişi ile hızla değişen dünyanın hassasiyet noktalarını gözardı ediyor: Doğanın yavaş yavaş yok olduğu, çevresel kirlenmenin yıkım boyutuna vardığı, gelir dağılımının her geçen gün bozulduğu bugünün dünyasında gürültülü, fosil yakıt kullanımının zirve yaptığı, dumanlar ve kıvılcımlar içinde hayat bulan, dünyanın dört bir tarafına tonlarca ekipman ve binlerce kişilik ekiplerin transferinin sağlandığı, her yönüyle pahalı ve maliyetli bir sporun, 21.yy’ın popüler tabiri “sürdürülebilirlik” kavramı ile bağdaştırılması oldukça zor.

Geçtiğimiz yıl Bahrain Formula 1 yarışında yaşanan halk protestoları spora olan tepkinin boyutlarını göstermesi açısından anlamlıydı: Büyük kitleleri hedefleyen böylesi büyük bir ticaretin, dünyanın değişen fiziksel ve toplumsal dinamiklerini dikkate almamak gibi bir lüksü yok artık. Ama bugüne kadar oluşturmuş olduğu işleyiş o kadar köklü ki bundan pek geri dönüş de yok gibi: Formula 1 kuralları, takımları ve büyük sponsorlarıyla kendini öyle katı biçimde şekillendirdi ki bunun kısa vadede değişimi zor.

Bu konuda ilgili otorite FIA (Uluslararası Otomobil Federasyonu) ne yaparsa yapsın, bugünün dünyasının gerçeklikleriyle Formula 1’in lüks ve ihtişam içinde yapılan ve ayrıcalıklı bir kitlenin hobisi olarak algılanmasının önüne geçmesi ve sadık izleyici kitlesini, bırakın büyütmeyi, küçültmeden koruması bile pek mümkün görünmüyor. Formula 1 her geçen yıl küçülüyor.

Bunu fark eden ilk biz değiliz elbette, FIA da geçtiğimiz yıllarda F1’in sporun içinde bulunduğu durumun uzun dönemdeki zorluklarını kavradı ve yeni arayışlara girdi. Bu tür değişimlerin hepsinde olduğu gibi ilk adımları biraz deneysel olacak bir insiyatif başlattı: Formula E, yani elektrikli araçların yarıştığı tek koltuklu yarış araçları için yeni bir şampiyona.

FIA başkanı Jean-Todt 2013 başında Formula E’yi tedbirli bir iyimserlikle tanımladı:“Uzun mesafeli yarışlarda elektrik enerjisinin yeterli olacağına inanmıyorum ama elektrikli araçların şehirler için çözüm olduğunu düşünüyorum. Bunu spora dönüştürmek büyük fırsat.”

2013 Ocak ayında böyle tedbirli konuşan Jean Todt bugün ne düşünüyor bilinmez ama Formula E geçtiğimiz Eylül ayında ilk yarışını yaptı bile. Sporun sadık izleyicisinden büyük ilgi gördü dersek yalan olur: İsim daha çok yeni, bilinirlik az, rekabet henüz düşük ve teknolojininin aşması gereken çok sorun var.

Yani Formula E’nin sportif boyutu bugün için Formula 1’e oranla oldukça geride. Öyle olunca bu sporun taraftarlık boyutunun da henüz Formula 1 seviyesinde olmasını beklemek gerçekçi olmaz.

Diğer taraftan Formula E’nin potansiyelini klasik motor sporu anlayışından uzak bir noktada aramakta fayda var. Bu spor dünyanın yavaş yavaş evrildiği bir noktaya doğru uzanıyor: Modern dünyanın gerçekliklerine daha uygun, bugünün dünyasında fayda yaratmak, sorun çözmek için gereken teknolojiler üzerinde çalışan ve toplumsal hassasiyetleri dikkate alan yeni nesil bir spor.

Uzun süredir motor sporlarını takip eden ve bu konuya kafa yoran biri olarak bu yeni açılım sayesinde motor sporuyla modern hayatın kesişimine daha yakın bir yerde olacağımızı düşünüyorum. Aynı geçtiğimiz yüzyılda Formula 1 ve Ralli’nin, güvenlik, motor, aktarma organları, süspansiyon vb konularda ürettiği çözümler ile otomotive yaptığı katkılarda olduğu gibi Formula E’nin de emisyon, pil, ağırlık ve yine güvenlik konularında önemli açılımlar sağlama potansiyeli yüksek.

Formula E Geleceği yakalar mı?

Bu soruyu henüz yanıtlamak zor. Ancak geleceğe doğru uzandığı kesin. Takip eden yazılarımda bu sporun önce teknik sonra da sosyal ve organizasyonel boyutlarına değinmeye çalışacağım.

Unutmayın sonraki yarış 22 Kasım’da NTVSpor’da. Ben de yorumcu olarak canlı yayında yer alacağım. Tüm çağdaş motor spor meraklılarıyla NTV Spor ekranlarında ve bu satırlarda sık sık görüşmek üzere!

Reklamlar

Yayınlayan

Yalçın Arsan

Danışman. Koç. Mentor. Fikir ve yöntem üreticisi. Birey ve kurum geliştiricisi. Değişim tetikleyicisi. Görüş paylaşımcısı. Doğru sorgulayıcısı. Hoşgörü destekçisi. Dünyanın daha iyi bir yer olması için kendine de görev düştüğüne inanan bir idealist. Teknoloji, spor ve müzik düşkünü. "Nasıl yapalım?" sorusunun muhattabı.

Yanıt bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s